Kedilerde İç Parazit




Kedilerde İç Parazit

1.5 aylıktan itibaren her Minnak kediye, mutlaka iç parazitlere karşı ilaç uygulanması gerekir. Uygulanan anti paraziter ilaçlar, Askarit (yuvarlak solucanlar), Ancylostoma (kancalı kurtlar) ve Tenyalara (şerit, yassı solucanlar) karşı etkilidir. Hastanemizde Minnaklara yapılan ilk doz uygulamayı takiben 15 gün ara ile 2 dozun daha uygulanmasını (riskli ve şüpheli durumlarda tekrar sayısı 4-5 olabilir) ve 3 ayda 1 kez tekrarını önermekteyiz. Ayrıca tüm yaş guruplarından kedilere de her 3 ayda 1 kez, ömür boyu tekrarlanmasını önemle tavsiye etmekteyiz.

Hayvanseverlerce “Kist Aşısı” olarak bilinen bu uygulama, kesinlikle aşı değildir, parazitlere karşı bir bağışıklık oluşturmaz ve uzun bir etkiye de sahip değildir. Başlangıçta 15 gün ara ile tekrarları yapılan ve sonrasında 3 ayda 1 yinelenmesini önerdiğimiz anti parazit uygulamalarında amaç, parazitlerin kedilerin vücutlarındaki biyolojik yaşam döngüsünü kırmak ve sonrasında olası bulaşmalarda, etkenin insanlar ve kedimiz için zararlı hale gelmesini engellemektir. Önerdiğimiz anti paraziter uygulama programının, düzenli yapılması sayesinde, aşağıda kısaca anlattığımız, bazıları insanlara da geçebilen paraziter hastalıklara karşı hem siz hem de kediniz için etkin bir korunma sağlanır.

ASKARİTLER: Yuvarlak solucanlar, Roundworms olarak ta bilinen parazit ülkemizde ve dünyada kedilerde görünen en yaygın etkendir. Dış ortamda birkaç sene varlığını sürdürebilen askarit yumurtaları kedilere 3 yolla bulaşır. Transplasental yol: Enfekte anneden parazitler göbek kordonu yolu ile doğmamış yavrulara geçebilir. Galaktojen yol: Parazitlerin anne sütü ile yavrulara geçmesi. Oral yol: Enfektif yumurtaların direk ağız yolu ile alınması veya vücudunda larva olan kemirgenin yenmesi ile olur. Erişkin kedilerde askarit enfeksiyonlarının oluşturduğu bulgular her zaman çok dikkat çekmeyebilir. Erişkin kedilerde çoğunlukla gizli seyreden askarit enfeksiyonları yavru kedilerde yani Minnaklarda ise orta veya şiddetli klinik semptomlar görülür. Tedavi edilmediği taktirde ölümle sonuçlanabilecek bu hastalıkta kilo kaybı, ishal, kusma, karında gerginlik, ağrı ve buna bağlı kambur duruş, dehidrasyon (vücudun su kaybı), büyüme ve gelişme geriliği ve tüylerde gözlemlenen mat ve cansız görünüm sıklıkla karşılaşılan semptomlardır. Çok fazla sayıda ergin askarit tarafından enfekte edilen kedilerde ise solucanlar bağırsaklarda başta tıkanma, düğümlenme hatta delinmelere bile neden olabilirler. Kedilerde en yaygın görülen yuvarlak solucan türleri Toxocara cati ve Toxocara leonina dır. Toxocara cati zoonoz özellik gösterir ve insanlarda Toksokariyazı denilen hastalığa neden olur. Hastalık çoğu bireyde belirti göstermeden seyreder ve kendini sınırlayarak yayılmaz. Ancak sindirim yolu ile alınan ve vücudun tüm savunma sistemlerini geçebilen bazı parazit yumurtaları, ince bağırsakta larva haline gelir ve buradan kan dolaşımı ile vücudun bir çok doku ve organına göç edebilirler. Başta karaciğer olmak üzere göz ve beyine kadar gidebilen larvalar, ilgili organlarda ciddi hasara neden olabilirler.

KANCALI KURTLAR: Ancylostoma veya Hookworm olarak ta bilinirler. Çıplak gözle çok zor görülebilecek kadar küçük olan parazitin larva formu sahip olduğu kanca benzeri dişleri ile bağırsak duvarlarını tahrip ederek yapışır ve bağırsak iltihabı, kilo kaybı, kanama ve sonuçta anemiye neden olur. Parazit, ince bağırsaklar dışında deri ve akciğerleri de etkileyebilme yeteneğindedir. Sıcak, nemli ve temiz olmayan bölgeleri seven parazit yumurtaları bu gibi ortamlarda aylarca canlı kalabilmektedir. Bulaşma direk ağız yolu, özellikle kendini temizlerken olabildiği gibi deri yoluyla da olur. Deriden özellikle patilerden kedinin vücuduna giren parazit kan damarları yolu ile akciğerlere ulaşır. Buradan öksürük ile tekrar ağıza gelen parazit yutularak sindirim sistemine giriş yapar. Bir diğer bulaşma yolu ise parazit ile kontamine olmuş küçük kemirgen veya haşerelerin yenmesi ile olur. Minnaklarda ise anne sütü ile bulaşma olabilirken, doğum öncesi bulaşma olmamaktadır. Deri yoluyla bulaşmada ise problemler özellikle patilerde kendini gösterir. Pati ve pati aralarında ödem, kızarıklık ve kaşıntı ile başlayan semptomlar tedavi edilmez ise şiddetli lezyonlara dönüşebilir. Etkenin larvalarının akciğer göçü esnasında şiddetli öksürük görülebilir. Son olarak mukozaların, burun ve kulak uçlarının solgun renkte olması ile karakterize anemi bulgusunun yanında dışkıda sindirilmiş koyu renkli kan görülmesi ve sağlıksız mat tüyler hastalığın başlıca belirtileridir.Yetişkin kedilerde hayatı çok tehdit etmeyen parazit, minnaklarda ise şiddetli seyreden anemi tablosunu takiben ölümle sonuçlanabilir. Ancylostoma tubaeforme,Ancylostoma braziliense, A.caninum ve Uncinaria stenocephala gibi çeşitli kancalı kurt etkenleri zoonoz özellik göstererek insanlarda Kutanöz Larva Migrans isimli hastalığa neden olurlar. Kısaca KLM olarak adlandırılan hastalık, insanlara enfekte kedilerin dışkısı ile bulaşmış zeminlere çıplak ayak ile basılma sonucunda bulaşır. Deriden vücuda giren larvalar ayakta göç ederek hastalığa neden olurlar. Ayakta kızarıklık, kaşıntı ile başlayan hastalık yine aynı bölgede 1-2 cm lik kırmızı izlerin oluşmasına neden olur. İnsanda larvaların gelişme imkanı bulamamasından dolayı hastalık kendiliğinden iyileşme görülmekle beraber şiddetli kaşıma ve ikincil bakterilerin katılımı ile ciddi lezyonlar oluşabilir. Çok nadir olarak kedilerde olduğu gibi insanlarda da larvalar, deriden bağırsaklara ve akciğerlere göç ederek sindirim sistemi problemleri ve pnömoniye gibi hastalıkları oluşturabilirler.

TENYALAR: Şerit, Yassı solucan veya Tapeworm olarak ta bilinirler. Uzun düz bir yapıda olan parazit her biri kendi üreme organlarına sahip çok sayıda birbirinin aynı segmentlerin birleşiminden oluşmuştur. Tenyalar ince bağırsaklara kanca benzeri yapılar ile tutunurlar. Olgunlaştıkları zaman ise her bir segment ana parçadan ayrılır ve kedinin dışkısına karışır. Beyaz veya sarı renkte olan gözle görülebilen büyüklükteki pirinç benzeri bu yapılar, dışkı ile kedinin vücudundan dışarı atılır. Dışkı haricinde parazitler, kedilerin anüs çevresindeki tüylere yapışık halde ve yataklarında da görülebilir. Kedilerde tenya enfeksiyonları Dipylidium caninum ve Taenia taeniaeformis isimli iki etken tarafından oluşturulmaktadır. Dipylidium caninum kedilerin parazit ile enfekte pireleri yemesi veya kendini temizlerken yutması ile geçer. Pire bulaşmış kedilerin bu paraziti alma olasılığı çok yüksektir. Tam tersi, dışkısında parazit görülen kedilerin aynı zamanda pirelenmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Taenia taeniaeformis ise kedilere fare gibi küçük kemirgenlerin yenmesi ile bulaşır. Çok sayıda Tenya ile enfekte olmuş kedilerde güçsüzlük ve kilo kaybının yanı sıra anal bölgenin kaşınması ve yere sürtülmesi tipiktir. Şiddetli enfeksiyonlar Minnaklarda ölümcül olabilirken yetişkin kedilerde bu olasılık daha azdır. Tenyalar hayvanlardan insanlara geçen parazitler içinde en bilinen ve sonuçları itibarı ile en çok korunulması gereken parazit türüdür. Halk arasında “KİST” olarak bilinen ve Kistik Ekinokokkoz, Echinococcus granulosus Enfeksiyonu, Hidatik Kist Hastalığı, Kist Hidatik ve Hidatidoz olarak ta adlandırılan hastalık ülkemizde oldukça yaygındır. 1990-2007 yıllarını kapsayan bir çalışmada 17 yılık süre içinde 52 bin 124 hastanın adı geçen hastalıktan ameliyat edildiği bildirilmiştir. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre yapılan çalışmada kayıt altına alınmamış verilerin de olabileceği düşünüldüğünde rakam oldukça korkutucudur. Hastalık köpekler ve köpekgiller familyasından canlıların bağırsaklarında yaşayan Tenyanın larvalarının, insanlarda çoğunlukla karaciğer olmak üzere akciğer, beyin ve göz gibi bir çok organa yerleşerek kendini gösterir. Hastalıkta asıl ara konak koyun olmakla beraber keçi, sığır, domuz gibi hayvanlar da aynı görevi görmektedir. Bu hayvanların etlerini ve sakatatlarını yiyen köpekgiller ailesi üyelerinin vücutlarında erişkin hale gelen tenyaların yumurtaları insanlar tarafından ağız yolu ile alınınca hastalık ortaya çıkar. Echinococcus granulosus ve Echinococcus multilocularis isimli iki etken bu enfeksiyonun oluşumundan sorumludur. Sanılanın aksine Kedilerin adı geçen hastalık için sorumluluğu yok denecek azdır ! Kedilerde hastalık yapan 2 tenya etkeninden Dipylidium caninum’un insanlara bulaşabilmesi için kedinin vücudundaki enfekte pirenin ağız yolu ile yutulması gerekir ki bu oldukça zor bir olasılıktır. Rapor edilen nadir vakaların çoğunluğunun bebek veya çocuk olması bu durumu desteklemektedir. Diğer etken Taenia taeniaeformis ile bulaşma ise dünya üzerinde bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda rapor edilmiştir. Her iki etkenin de oluşturduğu hastalık insanlarda karın ağrısı, ishal ve anal bölgede kaşıntı gibi basit belirtiler gösterir.


Dr.Tarkan Özçetin